Türk tarihinin derinliklerinden süzülüp gelen marşlar, sadece birer müzik eseri değil; bir milletin var oluş mücadelesinin, kahramanlıklarının ve hüzünlerinin ritmik birer özetidir. Dinleyenlerin "tüylerini diken diken eden" bu eserlerin arkasında, savaş meydanlarından diplomatik krizlere kadar uzanan çarpıcı hikayeler yatar. 1. Ceddin Deden (Mehter Marşı)
Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasının ardından, marşın sözlerindeki "Kafkasya dağlarında" ifadesi "İzmir'in dağlarında" olarak değiştirilmiş ve Cumhuriyet'in, bağımsızlığın sembolü haline gelmiştir. Bestekâr İsmail Hakkı Bey tarafından 1917 yılında, I
Hüznü ve kahramanlığı aynı anda yaşatan bu marş, Türk tarihinin en şanlı savunmalarından birini anlatır. sadece birer melodi değil
Bugün en çok bilinen "Ceddin Deden" marşının sözleri, sanılanın aksine çok eski değildir. Bestekâr İsmail Hakkı Bey tarafından 1917 yılında, I. Dünya Savaşı'nın zorlu günlerinde orduya moral vermek amacıyla yazılmıştır. Türk milletinin kahramanlık
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sırasında Osman Paşa 'nın Plevne'de gösterdiği efsanevi direnişi konu alır. Kuşatma altındaki askerin azmini ve Tuna Nehri'nin bu trajediye tanıklığını anlatır.
Birçok kaynağa göre bu marşın aslı, I. Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi için bestelenen **"Kafkasya Marşı"**dır. Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu 'nun 1918'de Bakü'ye girişi üzerine söylenmeye başlanmıştır.
Bu marşlar, sadece birer melodi değil; Türk milletinin kahramanlık, özgürlük ve bağımsızlık temalarını iliklerine kadar hissettiği tarihi birer vesikadır.